BARSELONA GEZİ REHBERİ


AVRUPA’NIN EN GÜZEL ŞEHRİ

İster yaşamak için, ister gezmeye bir şehirden ne istersiniz? Çok ucuz olması dışında sıraladığınız her şeyin karşılığını bulacağımız Katalanya’nın başkentine hoş geldiniz. Kültür, tarih, doğa, gece hayatı, deniz, futbol, spor, ticaret, sanayi, yemek…
Taflan 3 kez gitti, Barış 4… Hâlâ şehrin yarısını bilmediğimizi düşünüyoruz. 10 kez daha fırsatımız olursa, 10 kez daha gideriz. Bir daha herhangi bir İspanya turu yaparsak başlangıç noktamız olacak.
Öncelikle Katalan kültürü ile takılacağınızı unutmayın: “Barcelona is not Spain”… Bu doğru mottoya istinaden her yerel kültürel yatırım yapılmış. Son derece zengin Katalan bölgesinin başkentinde devasa müzeleri göreceksiniz.Gaudi isimli zat-ı muhterem zamanında şehri baştan başa ‘köşeli’ yaratırken olağanüstü şeyler yapmış. Barça’nın yokuşsuz dümdüz, kesin karelerle bölünmüş caddelerinde hareket etmek (keşke araba sürmek) başlı başına bir zevk zaten. Gaudi kısmı bizlere düzeni ve modernizmi yansıtıyor. “Avrupa demek bu demekmiş” diyoruz biz o yolları görürken. Kare kare bloklanmış şehrin ana kısmını bi’ koldan bi’ kola keyifle yürüyebilirsiniz. (Aman dikkat yorulursunuz.)
Gaudi’nin dışında Picasso, Salvador Dali gibi çılgınların yaşadığı bir yerde neler karşınıza çıkmaz ki!

BARSELONA NOT DEFTERİ

Zaman (7)Uzatın uzatabildiğiniz kadar:Burası gerçekten çılgın bir şehir. Yaşamak için ayrı bir deneyim olur ancak gezgin ruhuyla da turist bakışıyla da ne kadar zaman ayırsanız az. Planlarınıza çok fazla ek şehir ayırmaksızın bu güzel destinasyonda geçirdiğiniz vakti uzun tutun.
Hırsız (3)Güvenlik sorunlarına dikkat edin:Birçok metropol gibi Barselona da güvenlik sorunları yaşayan bir şehir. Hırsızlara, yan kesicilere ekstra dikkat edin canınız sıkılmasın. Birçok şeyi otelde bırakın, parayı da ufak ufak paylaştırılmış taşıyın. Bunun dışında en berbat mahallede bile hiçbir sıkıntı yaşamazsınız korkmayın.
gece hayatıGece Hayatının tadını çıkarın:Onca ziyaretimize rağmen hâlâ doğru dürüst zaman ayıramamış olsak da Katalan başkenti eğlencenin de dibine vuran bir şehir. Keyfine varın.
Sport (9)Nou Camp turuna katılma konusu: Aşağıda biraz daha detaylı yazıyoruz. Futbol tutkunuysanız bundan kaçış yok elbette ancak fiyat/kalite dengesi yapıldığında doğru bir şey değil bu ziyaret. Gitmek istiyorum ama bu kadar para da baymak istemem diyorsanız maç bileti alın, en azından bir şeye değsin.
Tick (3)Görülecek yerler listesini bitirin:Her metrekarenin görülecek/gezilecek bir şeylerle dolu olduğu bu kentte aşağıdaki listeyi tamamlamaya çalışın.
İnsanlar (1)İnsanlarla tanışın: Bunu tüm Dünya’da öneriyor olsak da sıcak İspanyol ve Katalan insanları her konuda konuşması, takılması zevkli kişilikler ve ciddi bir entelektüel birikime sahiptirler. Siyaset, sanat, güncel hayat, yemek, eğlence ne isterseniz onlarla konuşmak için kaynaşmaya çalışın.
Deniz maskesiDenize girin: Eğer mevsim güzelse batı Akdeniz’in nefis sunumları sizi bekliyor. Bu kadar büyük bir metropolde deniz keyfi yaşamak çok büyük bir ayrıcalık.

BARSELONA’DA YEME İÇME

Damak çatlatan Katalan mutfağı, zengin Akdeniz ve İspanyol yemekleriyle, sıradışı bir yemek kültürünü biz gezginlere sunuyor.

Gerçekten çok başarılı olan İspanyol mutfağının, bir alt kolu olan Katalan yemeklerini tatmamız için dahi Barselona’ya gidilir. Tekrar tekrar gidilir ve neredeyse her bulunan lezzet afiyetle gömülür. Madrid İspanyol mutfağının, San Sebastian Bask mutfağının başkentiyse, Barça da Katalan lezzetleri için bulunmaz bir büfe.
Tapas:  Bizim meyhanede tepside gelen yüz tane mezemiz var ya, onun upgrade hali. Daha çok Madrid Mutfağında meşhur aslında. Deniz ürünlerinden, etlisine, meyvelisinden, sebzelisine, peynirlilerine ve soslularına tadabildiğiniz kadar çok yiyin. Hatta birkaç öğününüzü sadece bunlarla geçiştirin. Birayla da güzel gidiyor meretler. Bazı mekanlarda içki aldığınızda yanında ücretsiz atıştırmalık olarak da veriliyor. (Bazı tapas satan mekanlarda, yerlerde çöpler göreceksiniz. Peçeteler v.s. bu iyi bir şey. Barış’ın yaşadığı Bask bölgesinde daha yaygın olsa da, burada da bu adetin olduğu mekanlar var. Bu pislik değil, “ne kadar çok çöp varsa, mekan o kadar iyiymiş” demektir. Nereyi en çok bok götürüyorsa oraya girin yani.
Sangria: Bulabilirseniz bir İspanyol meyhanesinde için. Bulamazsanız da 50 – 60 cente satılan plastik ya da karton şişeden bile içseniz olur. (İlk tercihimiz bu şekli değil) Yeter ki soğuk olsun… Meyve taneli bu şarabı içtikten sonra, bize gelin; evde size yaparız… Soğuk ve kararında için, meyvelerini yiyin. Tatlı, tatlı çarpıyor. Bir kere beğenmezseniz yılmayın, kalitesizine denk gelmişsinizdir, bir daha deneyin.
Paella: Bizim bildiğin bulgurlu meyhane pilavının deniz mahsüllüsü ya da etlisi desek biraz ayıp ederiz. Bir sürü çeşidini yiyiniz efendim. Bol malzemeli lapalaşmış ravioli gibi düşünebilirsiniz. Turistik yerlerdeki saçmalığı değil de yerel lokantaları tercih edin.
Pintxo(Baskça) Pincho (İngilizcesi) (‘Pinço’ diye okunuyor): Ekmek üstünde ufak bir sürü meze. Bask lezzeti ama tapas gibi bira ile atıştırma imkanı.

Taze meyve: Her yerde göreceksiniz. Meşhurluğu ve güzelliği Avrupa’da pek o kadar olmayışından. Bizim gibi semt pazarı görmüş çocuklar için etkileyici değil. Ama yürürken bir kap soyulmuş, soğuk meyve iyi gidiyor. Dal karpuza, eriğe. Çok da para vermeyin turist olup, evde önünüze koysam yemezsiniz.
Şarap: Sangria dışında normal şarapları da içebilirsiniz rahatlıkla. Herhangi bir süpermarketten 2 Euro ve üzerinde aldığınız her şişe mükemmeldir. İspanya’nın da, komşu Fransa ve Portekiz’in de şaraplarını mekanlarda kadehi 4-5 Euroya, marketlerde ya da Çin dükkanlarında (bizim tekel) şişesi 3,5 Euroya bulabilirsiniz. (Kartonda 1 Euroya bile şarap var, tamam vasat ama gerçekten kötü de değil.)
Balık ve Deniz Mahsülleri: Tabii ki denizle bu kadar içli dışlı bu şehirde yöresel deniz mahsullü ürünlerin yanı sıra direkt deniz ürünleri de yer alıyor. Enfes tatlar damağınızı çatlatmak için zevkinize amade.
Türk işi: Bu bizim döner var ya, Avrupa’da nefis bir kurtarıcı. Türkler, Araplar, Faslılar, İranlılar döneri buralara taşımış. Birçok dönercide Türkçe yazı görülüyor tüm Avrupa’da ama Barça biraz daha diğerlerinin hakimiyetinde. Almanya’daki Türklerin üretimi bir sürü “Halal Gıda” dönerci göreceksiniz. Biz oraların dönerlerine bayılıyoruz. Çok sos koyuyorlar dürüme, et vasat olduğu için aslında sosu yemek için bir güzel bahane. Bize göre nispeten farklı bir tat ama açken süper gidiyor. Hele alkol sonrası için de şahane bir yemek. Her yerde rahatlıkla döner yiyebilirsiniz. Ayran bile var.

BARSELONA’DA GEZİLECEK YERLER


Anlatması, yazması en zor yer en sevdiğim sanırım. Aynı zamanda en büyüğü de olunca Barselona turumuzu anlatmak iyice zor, deneyelim bakalım.
Barselona belki de en çok gezilecek yeri olan şehirlerden biri, o yüzden listenizi hazırlayıp biraz planlı olmak önemli. Harita üzerinde yakın yerleri belirleyerek günlük planlar hazırlamak zaman kaybetmemeniz açısından faydalı olacaktır. Barselona’yı içinize sinecek şekilde gezmek için en azından 4 gün ayrılması gerek, tabii daha az zamanınız varsa da üzülmeyin sadece biraz daha planlı ve hızlı olmanız gerekecek.
Park Guell, Gaudi’nin tam bitiremediği ama bu kadarıyla bile harikalar yarattığı güzel bir alan. Peri masallarından fırlamış iki ev, geniş bir park ve yine Gaudi’nin tasarladığı merdivenlerin ortasında bulunan şehrin simgesi (bence saçma) kurbağa heykeli de burada.

Barri Gotic Gotik mimariyle yapılmış binaların bulunduğu bu mahalle genel mimariden farklı bir bölge olmasıyla şehrin çok kültürlü yapısının mimariye yansıması olarak yorumlanabilir.
La Sagrada Familia: Bir insanın neler yapabileceğinin ve insanlığın neleri yapamayacağının kanıtı. İstemezseniz de şehrin bu sembolünü zaten görürsünüz. Hem gündüz hem akşam ziyaret ederseniz gündüz ince işçiliği, akşam ışıkları ayrı ayrı gönlünüzde taht kuracaktır.

Casa Batllio: Gaudi’nin ziyarete açılmış bir evi. İçine girmeye fırsatımız olmadı ama dışardan görmesi de oldukça keyifli. Giriş 16,50 €.
Casa Mila: Gaudi evleri arasında ziyaret etmesi en keyifli olanıdır. İçeride önemli olduğunu tahmin ettiğim bir ailenin şahsi eşyaları var. Eşyalardan ziyade evin mimarisi ve terasından tüm şehri panoramik olarak görmek çok keyifli. Bina tamamen doğal taşlardan yapılmış ve her detayı şaşırtıcıdır. Okudukça abinin yaratıcılığına ve çılgınlığına hayran kalmamak mümkün değil. Giriş 16,50 €

La Rambla zaten her türlü gideceğiniz sokak. Avrupa’da İstiklal Caddesi ile yarışabilecek dediğimiz tek yer. (İstiklal Caddesi hâlâ favorim) Önerimiz hem sabah, hem öğleden sonra, hem akşam üzeri gidin. Gece bir şey yok, özellikle hafta içi gece Barça gece hayatı başka bir yerde atıyormuş. Sabah ressamlar, öğlenden akşama kadar maskelisokak sanatçıları, tüm gün müzisyenler, akşamüstü cambazlar, geceye doğru gençler ve siyahi hayat kadınları var. Cadde hep eğlenceli, canlı ve renkli. Sokakta bira ve uyuşturucu satıcıları var, hiç korkmayın alın biraları için ucuz ucuz. (Dikkat edin üç dört marka market birası satıyorlar, DİA markalıları almasanız daha güzel olur.) Afrika’nın bir umut peşinde, kaçak yollarla fiziki olarak en kolay gelebildikleri yer İspanya ve Barselona. Ancak o umut çok da yeşermeyince zorunlu hayat kadınlığı başlıyor. La Rambla, Dünya’da yasa dışı sokak birlikteliğinin en kolay yapıldığı yer. Pazarlığa bağlı olsa da iyi bir siyahi hayat kadınıyla sokakta ya da bir binanın giriş katında oral 20 Euro, ayakta benzeri şey 50 Euro. Saatler ve satıcılara göre fiyat değişebiliyor. (Sen bunu niye yazıyorsun derseniz, bildiğim her şeyi yazmakla mükellef olduğumu hatırlatır, çok çok kısa bir araştırmayla bu konunun oldukça meşhur olduğunu görebilirsiniz) Cadde üzerinde Carrefour var, oldukça ucuz market yemekleri yemeniz için birebir.
Hayat kadınlarından bahsetmişken “ıyyyh” şeklinde bir tepkiniz varsa korkmayın, kimseye zararları veya başka çareleri yok. O yüzden nispeten izinliler.
Boğa güreşi arenaları: Biz dışarıdan gördük, hoş yapılar. Hayvan haklarına yönelik bu saldırıyı tasvip etmeyişimiz ve son derece vahşi bulmamız nedeniyle içeriye girmeyerek para kazandırmamanızı rica ederiz arada yapılan boğa güreşine denk gelseniz dahi! Mimari olarak dışarıdan görmek bizler için değişik bir deneyim olabilir ve yeterlidir.


Dali Müzesi: Müzeye dönüştürülmüş Dali’nin evi Figueras isimli şehirde (Otobüsle ucuz ve bir saat 10 dakika kadar) bulunmaktadır. Maalesef biz henüz gidemedik, siz gidin. Adam kendine köy evi yapmış, şimdi kendi eserleriyle müze. Böyle bizim üzerine kat çıkmamız gibi yapılmayınca işler, mimarinin içine matematik ve sanat girince bakın neler yapılabiliyor.
Plaça de Catalunya: Şehrin en önemli meydanı. Plaça Katalunya’da meydan demek.Taksim’le kıyaslamayalım, Avrupa demek meydan demek. Her yerde bir meydan var ve çok önemli yerler. Müzik ve gösterilerle  sürekli bir canlılık var. Marketten yiyecek ya da bir kahve alıp dinlenmek için güzel bir yer.
Montjuic Tepesi: Bölgede çok güzel bir mimariya sahip Katalunya Sanat Müzesi, Montjuic Kalesi, çevresinde bir park ve büyük su şovlarının yapıldığı süs havuzları bulunmakta. Şiddetle önerdiğim bir güzellik. Plaça de Espanya metro durağından ulaşabilirsiniz. Şehrin tek yokuş çıkacağınız yeri. (Ona da yürüyen merdiven yapmışlar). Teleferikle de çıkabilirsiniz. Çıkın, her deliğine girin, tüm şehri ayaklarınızda izleyin. Denizi, limanı, İsa Heykeli’ni, Gaudi’nin harika sokakların… Manzara mükemmel.


Kalenin içinin çok bir numarası yok ama oldukça iyi korunmuş. Yaz aylarında açık havada film gösterimleri oluyor. Biz denk gelemedik ama Barselona’ya nazır, kalenin duvarına yansıtılmış açık hava sineması keyifli gözüküyor.
Her gece saat 21:00’de başlayan su gösterileri gerçekleştiriliyor, müzik ve ışıklar eşliğinde. Önemli bir turistik olay, gerçekten etkileyici bir gösteri.
Parc de la Ciutadella: Biraz betonlardan kaçıp rahatlamak için çok güzel bir park, çok güzel havuzlar ve heykeller bulunmakta. Benim favorim fil heykeliydi. Çocuk olup etrafta koşturasım gelmişti. Atlamayınız.


La Boqueria: Barselona’daki en ünlü pazardır. Envai çeşit taze sebze, meyve, balık ve et bulunabilir. Hiç alışveriş yapmasanız bile renk cümbüşünü görmek ve günlük hayatın içine karışmak için kesinlikle gidin.
Passeig de Garcia: Casa Mila ve Casa Batlio’nun da üzerinde bulunduğu şehrin büyük alışveriş caddesi. Üzerinde gezmeniz gereken bir çok nokta olduğu için keyfini çıkara çıkara gezebilirsiniz. Dilerseniz alışveriş yapabileceğimiz bir çok mağaza da bulunmakta.
Nou Camp: Zevk meselesi, biz girdik, koca interrail boyunca onca müze dahil bir giriş için ödediğimiz en yüksek paraydı, acısı içimdedir. Tabii Barça fanatiği arkadaşlarla konuşunca da çok sevdiklerini söylüyorlar. Karar sizin. Çim saha hariç her yeri geziliyor. (Müze, tribünler, basın tribünü, soyunma odaları, bir de eski teknoloji 3d film var) Denk gelir, biraz daha fazla paraya maç ve stadın dolu hali daha zevkli olabilir. Giriş 23 €.

Sahil: Mevsim müsaitse mutlaka denize girin. Minik bir kumsal ve tertemiz, açık güzel bir su var. Şehrin ortasında, küçük de olsa böyle bir kaçamak alanı olması heyecan verici. Koştur koştur gezerken bir anda tatil moduna da girmek keyifli.
İsa Heykeli: Valla dağ başında bir dev heykel var. Sanırım 1 saatte gidiliyormuş ancak biz gitmedik, gerekli mi bilmiyorum ama uzaktan görüyorsun bize yetti. Sonrada araştırmamızda bölgenin Tibidabo adında bir dağ olduğunu ve İsa Heykeli’nin de  bir kilise üzerinde bulunduğunu farkettik:) Bir de lunapark varmış. Tekrar fırsatımız olursa kesinlikle gitmek isteriz.
Torre Agbar: Malesef bütün güzel şehir silüetlerine giren yerellerin “dildo” olarak adlandırdığı bu Dubai stili gökdeleni maalesef görmemenize imkan yok.
Andorra Turu: Vallahi gitmedik. Güzel bir şey olsa gerek. Şehre yeteri kadar zaman ayırdıysanız önerilir. Gümrüksüz alışveriş için Avrupa’nın AVM’si diyebiliriz. Ama Barça hava alanı da ucuzdur belirtelim. İlk gidişinizde şöyle bir fiyatlara bakın isterseniz içeriye girince, bir yaşam tarzı çünkü buralarda seyahat ve bizdeki gibi yolcu kazıklama yok.
Çikolata Müzesi diye bir yer varmış. Araştırma sırasında gördük, bi’ bakmak lazım gelebilir.

BARCELONA ŞEHİR İÇİ ULAŞIM

Hiç korkmayın müthiş bir ağ var. Metrosu, otobüsü harika. Gündüz metro tamamen işinizi görür. Geceleyin metro off, normal  otobüsler de kendisini Night Bus’a çeviriyor. Her türlü, her yere bir şekilde gidilir. Taksi pahalı ama öldürmez sizi, baştan ama yine de şoföre sormanız tarafımızca tavsiye edilir!