Longyearbyen,Svalbard adası-Norveç

 Şimdi millet soracak *hacı burası neden çok özel diye*.
Cevabı yok aslında.Hissettiğim bu şekildeydi,ondan öyle dedim desem yalan olmaz.

 Svalbard adası dünyanın en kuzeyinde.Buna bağlı olarakta Longyearbyen dünyanın en kuzeyindeki şehri.Basitçe söylemem gerekirse,kuzey kutbu öncesinde son durak burası.Norveçe bağlı ama ada vergisiz olduğu için anakaraya gidince gümrükten geçiliyor.Özerk diyebileceğimiz bir yer.

 Svalbard adasında ağaç yok,herhangi bir bitkide yok.Ada tamamen tundra iklimi hakim.İnsanları buraya çeken şey tabi ki madencilik olmuş(kömür).1890lardan itibaren adada yerleşim var.Başkent longyearbyen 2500 nüfuslu ufacık bir yer.

 Adada çok ilgi çeken bir kural mevcut;ölmek yasak.İklimden dolayı burada ölen birisinin vücudu bozulmadığı için,eğer ölecekseniz anakaraya yolluyolar sizi.Bunun dışında adada insandan çok kutup ayısı yaşiyor.Bundan dolayı şehir dışına çıkmak için özel izin almanız lazım,silahlı biriyle çıkabiliyosunuz sadece.“kutup ayısı çok tatlı bişey olmaz” diyenler için “aklını alır” diyorum.

Bunun dışında adada yaşayan yerliler diye bir kavram yok.İlk insanlar 1890larda gelmiş *buraya iyi turist gelir hacı otel açalım* kafasıyla.Sonra kömür vs. keşfedilince olay patlamış zaten.

 Şimdi bir tane kömür madeni mevcut,ekonomi buna ve turizme dayalı.Ayrica adada bir tanede üniversite var.

Adanin en ünlü mekanı bizim gazetelerede çıkan *küresel tohum deposu*.Tüm dünyayı etkileyen bir olay olup bitkiler falan yok olursa diye burada sakliyolar *tohum kopyalarını*.Longyearbyen’in dışında biraz.Girilmiyor turist olarak,zaten turistik bir mekanda değil.

 Longyearbyen aslında maden şehri olduğundan dolayı fiyordlardaki köyler gibi *resimlik* mekanlar yok.

Başlayayım:

 Liman bölgesinden 5 dakika yürüyerek şehre varılabilir.

Svalbard adasının haritası şu şekilde:

  Şehirde bir tane restoran/cafe tarzi bir mekan mevcut.Onuda kürt asıllı bir iranlı yönetiyor(yamuldunuz dimi?).Ada vergisiz olduğundan dolayı ucuz olacağı gibi bir kanıya varmayın çünkü *herşey* anakaradan gelmekte.
 Şehrin merkezinde madenciliğe ithafen yapılmış bir heykel mevcut.Başkada bir heykel yok zaten:

  Burada troll yok,söyleyeyimde.

Adada hematite adı verilen bir taş çıkmakta.Hematite işlenebiliyor,yarı değerli bir taş.Esasen demir işte.

  Genel görüntü:

  Dünyanın en kuzeydeki kilisesi:

 Ada turizmin önemini kavramış son zamanlarda.Gelen turistlerin nereden geldiğini kayıt altına alan bir mekan mevcut.Kayıtlara göre buraya gelen 120. türk benim(çok gurur duydum şimdi).

 Bunun dışında adaya özgü bir kuş türü mevcut:

 Adaya özgü demek yanlış kaçar gerçi,kutup ikliminde yaşiyor bu kuş.Uyarı levhasıda bu kuşların çiftleşme mevsimi olduğu,kafanızı gagalayabilecekleri ama kuşlari sopayla vs. yaralamanın yasak olduğunu anlatiyo.En son maddede *bu kuşların en az sizin kadar burada yaşama hakkı var* diyerek bizim gibi gelişmemiş ülkelerden gelenlere ayarların hasını vermekte.

 Svalbard müzesine doğru yollandık şehirden sonra:

 Müze çok güzel.Adanın tarihsel gelişimini,adada yaşayan insanların anılarını vs. içeriyor.Gemi personeline beleş.
İlk önce dondurulmuş hayvanatlara baktık tabi.

Fotoğrafta ufak durduğuna bakmayın.

  Bu aslında *orca* denilen,alaskada daha çok görülen etçil bir balina türünün kuyruğu.

  Kürkler:

  Müzenin asıl vuran tarafı burada yaşamış insanların anılarını vs. anlatan bir duvar:
Çeviri konusunda iyi değilim ama özet şu şekilde:
-Benden bazı şeyler bekleniyor,evlat olmam,arkadaş olmam,sevgili olmam,düşman olmam,kardeş,vatandaş ve asker olmam.Bunların hiçbirinin burada bir anlamı yok.Burada tanrı değilim.
Rüzgari estiremem veya karı yağdıramam.Bazen kendi köpeklerim bile bana itaat etmiyor.
Ama tanrıdan sonra en güçlü varlığım burada çünkü bir insanım ve hala hayattayım.Çabalarımdan ötürü.

  Diyo ki:
*Longyearbyen sokaklarının isimleri yoktur,sadece numaraları vardır.Olgun erkekler “yabanmersini sokağı” veya “oyuncak ayı sokağı” adlı sokaklara ev kurmazlar*.

 Burdada şunu demekte:
*Gelecekte belki insanlar kutuplara gidecek,eski zamanlarda çöllere gidip doğruyu aradığı zamanlar gibi*

 Bunlar gibi daha çok yazı var aslında.

 Müzeden fotoğraflar:

 Şahsi görüşüm,Longyearbyen ve svalbard adasının mutlak suretle görülmesi gerektiği.Adada ufak tefek kasabalarda bulunmakta.Ayrica leknes ve hönningsvag gibi kuzey ışıkları en net biçimde buradan görülüyor.

 Svalbarddan sonra kutup dairesi cruise’unun son limanına gidicektik.
Molde.